YA CEHENNEMİ KAOS, YA DA VİCDANİ ÖZGÜRLÜK

10430404_10204224554483803_5554511716893959590_n

 

 

 

 

 

 

 

KÜRESEL KONTRALAR, KİRLİ TEZGAHLARI DERİNLEŞTİRİYOR

Paris saldırısı, sadece kınanmakla geçiştirilemez. Karşısında daha aydınlatıcı ve birleştirici bir duruş alınmalıdır. Çünkü küresel bir kontra senaryonun taşeron yapılar aracılığıyla icra edilme sürecinin bir devamıdır.
Paris, Avrupa kültüründe ifade ve örgütlenme özgürlüğünün simgesel bir merkezidir. Avrupa gizli servisleri, yeni bir kirli oyunun peşindedir ve hala karanlık sırları çözülmeyen Kenndy, Olaf Palme, yine Paris’te Sakine Cansız ve iki sivilin katli,1 mayıs 77 taksim cinayetleri vb. işler, bu kontra güçlerin neler yapabildiklerinin delilidir.

‘Yataklık eden teslim oldu’ olarak gösterildi. Büyük ihtimalle, verdği bilgiler karşılığında ve ceza düşürme teklifiyle bu tarzda bir işlem yapıldı. Tetikçiler yakalansa da perde gerisindeki derin ağlar ve ipleri tutan, tepedeki senaryo yazıcılarının yakalanması, mazlum halkların zihniyet dönüşümüne bağlı uzun bir süreci gerektiriyor.

Büyük resmi görmek gerekir. Küresel kapitalizm mekanizması, dünyayı kılcal damarlarına kadar kuşatan derin ve içselleşmiş militarist, bürokratik, psikolojik ve teknolojik bir ağdır. Bütün kapitalist ülkelerde, gerek Hristiyan alemi gerek seküler güçler ayağa kalkmıştır ve polarizasyon/ kutuplaştırma daha da derinleşmiştir. Kimin yaptığından ziyade, kimin işine yaradığı önemlidir. Bütün dinler ve inançlar; barışa, eşitlenmeye bir çağrıdır. Şirk dini ise egemenlerin uydurulmuş dinidir. Elbette bu sapık dinin karşısında olmak insanlık borcudur Ama genelleştirmeler ile yapılan eleştiriler, dine genellemeci/total mantıkla bakmak, ezilenlerin ve mazlumların algılarını kısıtlar, çarpıtır ve mücadele hedeflerini yanıltır.

YA CEHENNEMİ KAOS, YA DA VİCDANİ ÖZGÜRLÜK

Teröre karşı, Fransa’daki milyonlarla birlikteyiz. Bütün dünyayı teröre ve faşizme karşı omuz omuza durmaya çağırıyoruz!-Tuncay Özkan.

Kapitalizmin gizli açık bütün kalemşörleri terörü lanetliyor. Küresel medya ağları, hep bir ağızdan ve Avrupa’nın, küresel kapitalizminden nemalanan halkları, kapitalizmin işbirlikçisi sözde Müslüman ülkelerdeki cemaatler, sokaklara çıkmışlar terörü lanetliyorlar. Güzel planlanmış, hassas bir bilgi kirliliği, asırlardır kuşatılan zihniyetimizi yine sarıp, bunaltmaktadır. Ve milyonlar, yanılgıdan yanılgıya savrulmaktadır.

Nedir bu terör, kimin maşasıdır, kimler onu besleyip büyütmüştür, esas suçlular, tarihin hangi aşamasından beri terörün bekçisidir? Diye soranlarsa çok azdır. Onların da sesi, hemen bastırılıyor ve zaten küresel medyada esameleri bile okunmuyor..

Terörün kaynağı; lanet olası kapitalist para babaları, küresel oligarklar ve onların derin, uluslar ötesi ilişkileridir. Güdümlü ve planlı terör belasına, bütün Müslüman ülkelerde katliamlar, yıkımlar 11 Eylül saldırısının bahanesiyle başlatılmıştır. 11 Eylül’ün, kontra bir terör eylemi olduğu açıktır. Paris’te başlayansa ikinci perdedir. Anlaşılan kutuplaşma derinleştirilecek ve yine, yoz/bağnaz Şirk İslam’ı, dünyaya pazarlanarak, genel anlamda islam’ı terörle ve kapitalizmi ise demokrasi, özgürlük ve kurtarıcılıkla anmamız sağlanacaktır.

‘Ne Şeriat Ne Darbe’ diyenler, bugün de ‘Ne Terör Ne Kapitalizm’ demek durumundadırlar. Yeryüzünün kapitalist devletleri, terör çamurunun karıcısıdır. İnsanlığın kin ve fesat içinde, bozgunculuk cehenneminde yanmakta oluşunun esas nedeni de onlardır.

Her türlü kimlik ve kişiliği kapsayan bir özgürlüğün, ne kadar değerli ve baş tacı olduğunu bilmeliyiz. Özgürlük bilincini; sınıfsal, cinsel, ulusal, çevreci vb.diye ayırmanın ve birini, diğerinin başına koymanın, o kadar stratejik bir önemi yoktur. Esas önemli olan, kimlikleri kurgulayan ve insanlığın özgürleşme bilincini, böylelikle parçalayan kapitalist kültür ve ekonomiyi, al aşağı edecek ve onunla şu ya da bu nedenle çelişkisi olan, bütün ana ve kılcal damarların birleştirilip, bütünleştirilmesidir. Katılaşmış milliyetçiliğin, iktidar kuırucu Şirk dininin ve statükoculuğun, panzehiri de zaten ulus ve tarih ötesi çoklu dayanışma ağlarıdır.

Sosyalistler, Özgürlükçü Müslümanlar, demokratlar ve vicdanlarını özgürleştirmek isteyen bürün dürüst insanlar, bu cehennemi kaos aralığından, canları pahasına onurlarlarını koruyarak çıkmak için birlikte mücadele mevzileri oluşturmak durumundadırlar. Burada, Doğu ve Batı, Kuzey ve Güney ayrımı yapılmadan ve tüm horlanan, kullanılan insanlığın, birbiriyle eşitlenerek, omuz omuza verdiği küresel bir hatta, kapitalist oligarşiye karşı, fedakarca mücadele edilmelidir.

Aydın Mutlu Dinçoğul

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir