TEFSİR YÖNTEMLERİ

Kur’an’ı hemen hemen her gün okuyanlar ve Kur’an’da, ruhunun derinliklerine işleyen bir kudret bulanlar, onda özel bir bilim tarzının varlığını ve bilimsel genişliği bildiren ayetlerle açıldığını fark ederler. Kur’an’ı “anlayış düzeyinin”, her insanda kendine özel bir farklılık içermesinin doğal olduğunu bildiren ayetler, mecazî ifade ve benzetmeler, kıssalardan hisse çıkarılmasını öneren ayetler vardır. Kur’an’ın öncelikle açık seçik, belirgin, zahiri bir anlam içerdiği aşikârdır.

Öte yandan Kur’an zahiri anlamı aşan ve her insana, akli ve kalbi yaratıcılığının ufkunu sunan, çoklu yolculukların kapısını da açar. Kur’an, bu kudrete ve mahiyete sahiptir. Zahiri anlam, en anlaşılır içerik olsa da Kur’an, tekçi değil çoğulcudur.

Kur’an’ı zahiri bir bakışla tefsir edenlerin yanında, bâtıni derinleşmeyle tefsir edenler de vardır. İnananlar, Kur’an’ın batini yorumundan değil, zahirinden sorumludur ve herkesin Kur’an’dan yeni bir şeyler çıkarması zorunlu değildir. Bunu kendinde bir ihtiyaç olarak görenler, somut duyularla kavranılamayan derûnî mânaları, cezbeyle kendi iç âlemlerinde ifade edebilir.

Tasvvufi/sufi tefsirler, bireysel ve kendine has derinleşmelerle, içsel yolculukların ürünüdür ve eğer bu yolculuklarda bir kasıt yoksa, hoş karşılanmalıdır. Bu tefsirler, genel olarak işârî tefsirler olarak anılır. Kur’an’ın zahiri ve bâtıni tefsirlerinin arasında, bir geçiş gibi duran bu tefsirlerin önceliği, Kur’an’da özellikle işaret edilenleri açıklamaktır.

Bilindiği gibi işâret, sessiz bir hitaptır ve duyularla anlaşılan, somut olanlar ile, duyularla algılanamayan soyut, zihni olanlar olmak üzere ikiye ayrılır. İşâret, söze yardımcı olur. Dolayısıyla somut/zahiri ve soyut/bâtıni olan işâret, ayrışan bu özelliklerinin bir gereği olarak, çokanlamlı da olabilmektedir. Görünen zahiri anlamın ötesinde, işâret ettiği bir anlamın varlığını açıklamak, tasavvufi/sufi yani işâri tefsirlerde etkin bir yöntemdir.

İşâri tefsirlerin salt bâtıni tefsir olmadığı ve Kur’an’ın zahiri anlamını kısmen ya da tamamen redderek, sadece bâtıni yorumunu temel alan koyu bâtıni tefsirlerden ayrı tutulması gerektiği aşikârdır. 

Aydın Mutlu Dinçoğul

1385447_10151672003426651_1663925474_n

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir