RİZOM’UN DİYALEKTİĞİ VE ÖZERKLİK

Hegel’in diyalektiği, evrensel bir hakikati ve değişmez tarihsel bir kanunun her zaman var olageldiğini temel alır. Bu anlayış, siyasal yaşamda rizomatik arayışların özgürleştirici işlevini kavramakla aşılabilir. Rizom yapı, dikey ve piramit tarzı bir yapılanmanın yerine, yatay bir yayılmayı ve ‘yersiz yurtsuz’ bir konumlanmanın zeminini oluşturur.

Bu anlayışta, merkeziyetçi konumlanmanın tartışılmaz bir sabit oluşturması reddedilir. Toplumsal ilişki ağlarıyla kurulan bağlantıların doğalaşması amaçlanır. Farklı topluluklar arasında birbirine geçen eklemlenmeler ve toplulukların birbiriyle ilişkilenme biçimleri, uzlaşma ve çözüme odaklıdır.
Katı ve kalıcı bir kurumsallaşma yerine, sorunun çözümüne kadar geçerli olan geçici kurumsallaşmaların önceliği ve gerekliliği kabul edilmiştir.

Bu kurumsallaşmaların geçiciliği; standart bir kalıbının olmaması, her sorunun içeriğine özgü farklı şekillenmelere bağlı ve açık olması ve sorun çözülür çözülmez, etkisiz kalması nedeniyledir.

Rizom doğal olandır, doğallıktır, doğallığın engellenemeyen öz gücüdür. Rizom kurumsallaşmalarda, kurumsallaşmaların vazgeçilmez ve eleştirilmez katı alışkanlıklar yaratmaması, diğer kurumsallaşmalara tek örnek kalıp oluşturmaması ve yaratılan her yeni kurumsallaşmanın, bir tekrardan öteye geçerek yeni yaratıcılıklara alan açması, stratejik bir önem kazanır.

Her bireyin toplumsal hayatın içinde kendini hakikatle buluşturması ve özgür seçimleriyle kendini inşa etmesi, kendine inanmasını ve güvenmesini sağlar. Bireye özel bu özgün pratiğin doğallaşması için, toplumsal zeminin; zorba hiyerarşi ve kalıcı bir merkez içermemesi, özerk ve yerel olması zorunludur.

Rizom açılımlarla; bireyden topluluğa, yerelden genele bütün mikro muhalefet bileşimleriyle zenginleşme, kaynaşma, melezleşme ve nihayetinde doğallaşma mümkün olur. Bu sayede, toplumsal adalet ve eşitlik bir gerçekliğe dönüşebilir.

Merkeziyetçi standartlarla kurumsallaşmalar ise; ikide bir esnetilse dahi, nihayetinde toplumsal gerçekliği perdelemekle, özgün ve yerel iradeleşmeleri kırmakla görevlidir.

İnsanlara, ortak çıkarlar etrafında birleşmeleri, sürekli dayatılan zorlayıcı bir kudretle oluşturulmamalıdır. Gönüllü kabul, ancak içiçe geçen doğal rizom bağlarıyla mümkündür. Ortaklaşmanın asla katılaşıp taşlaşmaması, gerektiği anda dağılıp, farklı tarzlarda yeniden kurulabilmesi, tıkanıklığı hemen aşabilen rizom ağlar sayesinde olanaklıdır. Rizom ağ, farklı ortaklaşmalara açık kapı bırakma özelliği taşır. Böylece farklı çıkarların, birbiri üzerinde tahakküm kurması yerine çıkarların esneklik yaratması, daha hareketli ve daha değişken bir yönelim içermesi ve giderek doğallaşma olanağı kazanması mümkün olur.

Doğallaşma, toplumda bastırılan istek ve tepkilerin rahatlıkla açığa çıkması ve doygunluk kazanıncaya kadar yücelmesini sağlar. Böylelikle topluluklar ve bireyler arasında empati ağları kurulur, ötekileştirme ve ayrımcılık, en doğal şekilde ve olabildiğince yok edilir. Hoşgörünün yumuşak ve esnek dili, nezaketin asaleti ve özgürlükçü adaletin korunması mümkün olur. Farklı etnisite ve mezheplere, farklı kimlik ve çıkar gruplarına sahip unsurların, birbiri üzerinde tahakküm ve hiyerarşi oluşturmaları böylece engellenebilir.

Modernist değerler sistemi ise, ikili karşıtlıklara dayanır. Rizom yapı, bu safsatayı ve sanal algıyı altüst eder. İnsanların, talimatla tek bir merkezden yönetilmesinin zorunlu görülmesine itiraz etme hakları olmalıdır. Merkezi dayatmalara itiraz etme hakkının, yine merkeziyetçi kurumlara tanınması yerine, kendi bulunduğu yer ve an içinden, doğal bir reflexle, yerelde itiraz etme hakkının tanınması gerekir. İtiraz bilincinin yerel ve an içinde gerçekleşen doğallığının savunulması, insanların kendilerini yönetmesine ve inşa etmesine olanak tanır. Adaletin, uzlaşmanın ve barışın gecikmesi engellenir. Öncelik merkezi bir hiyerarşisi kurmak değil, hayatın akışı içinde anında pratiğe geçirilebilen, canlı muhalefet biçimlerinin iletişim ağını örmektir. Böylece senlik benlik kavgası ve zıtlaşmalar aşılabilir. Her farklı düşüncenin gücünü merkezileştirerek buyurgan ve tekçi bir rotaya bağlaması, piramit tarzı devletçi örgütlenmelerin, basit bir taklidinden öte bir şey içermez.

Farklı uçlarda konumlandırdıkları ‘devlet ve toplum ikiliği’ni yaratarak, devletten yana bir ağırlık ve hükmedici bir güç kazanan, hiyerarşik-devletçi otoriter sistemler, ancak rizom ağlarla çepeçevre sarıldıklarında gereksiz ve işlevsiz kalırlar, küçülür ve dağılırlar. Toplumun doğallığını bozan, toplumu ve insanı kendine yabancılaştıran, merkeziyetçi ve yukarıdan aşağıya inen piramit tarzı yönetim erki, rizomatik ağla örülen toplumsal yaşam sayesinde dağılabilir.

Yabancılaşmayı yıkmak, özgürlüğe öncesiz ve sonrasız gerçekleşme olanağı sağlar. Özgürlüğün ve barışın, hemen an içinde kazanılması ve dayatılan engellerin aşılması; bu çok yönlü, çok eksenli, çok boyutlu sınırsız ağların yayılmasıyla mümkün olacaktır. Sihirli devrim reçeteleri ve stratejik devrim kalıplarına bağımlılık aşılmalı, hayatın esnekliğini ören rizom açılımlara olanak tanınmalıdır. Daha doğrusu hayatın doğallığına uyum sağlanmalıdır.

Kendimizi geleceğin kalıp hayal ve şablonlarından kurtarmamız, özgürlük arzumuzu, bu kalıpların içine sıkıştırmamız ve özgürlüğü geleceğe ertelememiz yanlıştır. Değişim ve dönüşüm içeren devrim, sihirli bir değnek değildir. Aksine özgürleşme ertelenemeyen ve şimdi, an içinde başlayacak olan bir doğallaşma ve ‘kendi olma süreci’dir. İnsanın bütün yeteneklerini açığa çıkarabilmesi, rizom ağlarla topluma açılabilmesi sayesinde olanaklıdır.

İnsanın ne yapıp ne yapamadığını, merkezi devlet değil, toplum ve hayat belirleyecektir. İnsanın bireysel dünyasında, kendi dairesinde ürettiği mutluluk, önce kendindeki olumlu değişimle, sonrada çevresindeki olumlu değişimle deneyimlenebilir.

İnsanın bu düşünme ve eylem özgürlüğüne sahip olması, farklılıklara ve özerkliklere açık olan rizom ağlar sayesinde; hakkaniyet, adalet, gönüllü birlik ve ortak değer kazanır. Tüm özgün değerleri, ortaklık ağında birleştiren ve toplumun bütün nefes borularını açan, toplumsal kanın bütün damarlarda özgürce akışını sağlayan rizom ağlardır. Bu ağlar, insani yaratıcılığın toplumdaki devr-i daimini olanaklı kılar. Bu ağlar gönüllülük içeren doğallığı ile barışcıl, adîl ve ortaklaşmacı toplumun aslî teminatıdır.

Aydın Mutlu Dinçoğul

12509887_1092062150845765_6018939928205391315_n

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir