POPÜLİST POLİTİKALARIN SONU YOK…

 

 

 

 

 

 

 

POPÜLİST POLİTİKALARIN SONU YOK…

Sosyal demokrat partiler, işçi sendikalarıyla birlikte ve onlarla birleşerek tarih sahnesine çıktılar fakat kısa zamanda sosyalist kanat ve reformist kanat olarak bölündüler. 2.Dünya savaşı sonrasında Keynesyen politikalar, sosyal refah dinamizmine hayat verince gündeme yine oturdular. Fakat esas konu reformların toplumsal dönüşümde köklü bir çözüm üretip üretemediği ile alakalıydı. Reformcular da sağ kanat ve sol kanat olarak ayrıştılar. Bazıları reformların devrimci bir dönüşüm için kanal açacak şekilde genişletilmesini, bazıları da reformların mevcut sistemin düzenlenmesinde rol oynamasının yeterli olduğunu savundular.

Ülkemize ve çağımıza gelirsek, biz de ciddi bir mücadele deneyimi ve dönüşümü yaşamayan, bu anlamda tarihsel birikimi ve mirası çok zayıf olan sözde demokrat partiler oluştu. Bu partiler tek devlet partisinin içinden çıktıkları için, onun talim ve eğitimini almışlardı. Bugün bunlar asgari ücrete zam, yoksulluğa çare diyerek, halk yardakçısı politikalarla, hem sistemin hem de yoksulların sorunlarını çözebilecekleri yanılgısını ve sahte umudunu yaymaya devam ediyorlar. Bu partilerin ne kadar samimi oldukları geçmiş deneyimlerinden bellidir. Yoksulluk ve zulüm üretenlere karşı ciddi ve köklü bir çıkış olmadığı sürece de kitleleri kandıran bu kirli çarkın dönüşü devam edecektir.

Ücreti veren patronlar şimdilik bu partileri izlemekle yetiniyorlar. Sonuçta iktidarı alabilirlerse, musluğun başındakilerle masaya oturup onların isteklerini uygulamakta bir tereddüt göstermeyecekler. Kitlelere de sofradan birkaç kırıntı verecekler. Zaten şu anda küresel kapitalizm, sistemin topyekûn tehlike içinde olduğunu, yoksulluk ve açlık içindeki dünyaya gerekli miktarda yardım etmezlerse, çok daha büyük sorunlarla karşılaşacaklarını bilerek, yardım ve bağış musluklarını açmış durumdadır. Ancak bu sistemin bekası için bir dönem uygulanacaktır. Çünkü zalimlikte sınır tanımayan dünya zenginleri, yoksulların aldıkça isteyeceklerini ve bu işin sonunun kendileri için karanlık olacağını, tarihten çıkardıkları derslerle iyi bilirler. Örneğin şiddetli saldırıları altında üç ay yaşayabilen 1871 Paris Komünü deneyimine yönelik azgınlıkları, bunun ilk göstergelerindendi.

Bu anlamda mevcut sandık sisteminden, radikal demokrasi ve köklü bir değişim beklemek, erkenden sönecek bir seraptır. Her seçim öncesi meydanlar hareketlenir ve heyecanlanır ama bir sonraki gün kazanan yine zalimlerdir. Öyleyse sorunların kaynağına ve çözümüne çok daha köklü ve tarihsel bakmak zorunludur. Düzen partileri asla gerçek bir umut değildir. Bize kendi emeğimizden başka bir hak verilmeyeceği gibi, özgürlük ve eşitliği de ancak kendi öz emeklerimizle hak edebiliriz. Kurtuluş, bütün farklılıkların kendini gerçekten özgürce ifade edebileceği, zora dayalı hiyerarşi ve otorite barındırmayan, doğal yaşam ilişkilerinin içinde oluşacak ve gelişecektir.

Aydın Mutlu Dinçoğul

1234010_751501198236343_3231075842126383852_n

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir