PARİS PATLAMALARI ve MAZLUMLARA VURULAN YENİ HALKALAR

Fransa’nın 11 Eylülleşmesi ısrarla sürdürülmektedir. Vahabi mezhebinin takipçileri, Avrupa’nın başkentlerinde “İslam adaleti” adına terör estirmeye devam etmektedir. Bu terör eylemlerinin en çok kimin işine yaradığı açıktır. Terör trendi yükseldikçe, bölgesel ve küresel savaş naraları atılmaktadır. Bu sayede, Orta Doğu’nun mazlum halklarının hem kendi aralarında hem de Avrupa ve Amerika’nın metropollerinde yaşayan mazlum halk kesimleriyle kurdukları ve kuracakları empati ruhu kolayca yara almaktadır.

Kaos ve kriz ortamında; mazlumların birbirlerine yönelik kin ve nefret duygularının tetiklenmesi, terör maskesiyle yaratılan “yeni düşman”dan güç alarak beslenmekte ve mazlumlar arasında ötekileştirme makasları kuvvetlenmektedir. Yeryüzü, hızla korkunç bir savaş ortamına sürüklenmektedir. Yeryüzü halkları arasındaki barış hukuku, derin ve büyük yaralar almaktadır. Sonuçta insanların muhayyilesinde, her savaşın bir meşruiyet kazanma zorunluluğu vardır. İnsanları ölüme gönderen küresel kapitalist sermaye; oluşturduğu savaş makinesiyle, mazlumların üzerinde daha da büyük bir korku ve tahakküm mekanizması oluşturma gayretini sürdürmektedir.

Zalimler, her inancı ayrıştırıcı bir ideolojiye dönüştürerek ve her düşüncenin işine gelen tarafını alıp, işine gelmeyen tarafını dışlayarak, kendilerinden yana sürüklemeye devam ediyorlar. Yarattıkları insanlık dışı ucubelerin savaşını durdurmak ise sadece mazlumların barışçıl ittifakıyla mümkün olacaktır.

Paris’te patlayan bombalar bizim bağrımızda patlamıştır. Çünkü ucu bize dokunmaktadır. İslam ülkeleri için bir tehdit olan terörün, İslam’dan yalıtılması ve bu tarzın, İslam’la en ufak bir ilişkisinin olmadığının kabullenilmesi süreci, çok daha acılı olacaktır.

Terörü, her devlet kendi çıkarına kullanır ve her devlet, terör tekelini kendi elinde tutmak ister. Sorun, devlet terörü ile birlikte terörün bütün kaynaklarının kurutulması sorunudur. İslam’ın içinden çıkan hiçbir yorum ve yolun, kendi zihniyetini yek diğerine dayatma hakkı yoktur. Zalimlerin, teröre malzeme çıkardığı esas sapkınlık budur. Bu sapmadan yalıtılan bir İslam dünyası, insanlığın barışına kapı açacaktır. İslam inancını savunanlar, hoşgörülü bir mütevaziliği ve barış içinde bir arada yaşama hukukunu temel alırlar ve şiddeti, aktif bir saldırıya dönüşmediği müddetçe, aralarındaki sorunların çözümünde temel almazlar. İslam’ın amacı, şiddetsiz toplumsal bir sözleşmenin/mutabakatın zemininin korunmasıdır.

Bugün Müslüman mülteciler, Avrupa’da büyük bir sorundur. Çoğu sisteme entegre olmamakta ve tüketim hırsına kapılmış, umursamaz Avrupa yaşam tarzına dahil olmaktan kaçınmaktadır. Yaşam tarzları konusunda zalimlerle yani biriktirerek yoksulluğu yaratan ve sürdürenlerle uyuşmamız elbette olanaksızdır. Ancak yaşam tarzlarına duyulan tepkilerin şiddete dönüştürülmesi yanlıştır. Bu farklılıkları kine dönüştürerek beslenen şiddetin bizzat kendisi ve yöneldiği alanlar kökten hatalıdır. Şiddet mekanizmasını besleyen kaynaklar hem Kuzey’de, hem de Mazlumların coğrafyasında kapitalist kültür ve yaşam biçiminde aranmalıdır. Kapitalist yaşam tarzı, tüketme hırsına bağımlılık yaratmakta ve nimetlerin, adaletle bölüşülmesini engellemektedir.

Bu sapkın tarzın, insanlığın geleceğinden silinmesi ise sabırlı ve uzun soluklu, hakkaniyet eksenli bir mücadele sonucu mümkün olacaktır. Ancak adalete çıkış yolu, şiddetten uzak durmaktan geçmektedir. Aksi taktirde Asli Müslümanların, zalimlerden ne farkı kalır? Patlatılan bombaların maliyeti, mazlumların daha da parçalanmasıdır ve sonuçları, mazlumların özgürleşmesine değil daha da köleleşmesine yol açacaktır. Şiddet atına binenler dört nala giderken, devletlerarası şiddetin daha da azgınlaşmasının yolunu açmakta ve mazlumları, daha derin hüsranlara sürüklemektedir. İslam’ın barış bayrağını, sıradan insanların üzerinden kana bulamak, çözümsüzlükten medet umanların değirmenine su taşımaktır.

Aydın Mutlu Dinçoğul

1795639_592569660813857_1851629595_n

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir