KORKU DUVARINDAN GEÇENLER, HAKİKATE KAVUŞANLARDIR…

Korkarsın aç kurdun öfkesinden, karanlığın sessizliğinden, aniden çıkıveren tuzaklardan ve çıplaklığın doğallığından, Boyunu fersah fersah aşan dalgaların ortasında boğulmaktan korkarsın. Aklında yedi tilki döndürüp, melek gibi gülümseyenlerin maskesini düşürmekten korkarsın. Tıpkı küçük bir çocuk gibi, her tehlikede hep geri geri atarsın adımlarını. Kapıyı açtığında karşılaşacaklarından, ağır ve ensesi kalın adamların,[…]

Çılgın ve Acımasız Rekabeti Aklayan Sapmalar, Zorba Hiyerarşiyi de Aklar.

Kıskançlık, kurnazlık ve fitneyle beslenen, zorba rekabet çılgınlığının, zor hiyerarşisini olumlu göstermek için kullanılması ilk çağlardan beri varolagelmiştir. Rekabet anlayışının toplumdaki işlev ve anlamının ters yüz edilmesi, zor hiyerarşisinin önemli bir adımıdır. Güçlünün zayıfı yok ezip geçtiği ‘zorba rekabet’le, toplumu kırıp dökmeden ortaklaşmacı dayanışmayla gelişimi aşılayan ‘doğal rekabet’ arasında dağlar[…]

DİYALEKTİK YASALAR, RİZOM VE ZOR HİYERARŞİSİ

Modernist mantığın savunduğu, ‘Doğanın Diyalektik Yasaları’, bir nevi nesnel zorunluluğun yasalarıdır. Bu yasalar çerçevesinde çizilen bir yolda ilerlemek ve bu yasaların dışına asla çıkamamaktır. Sonuçta doğanın çoğulcu ve çeşitliliğe muazzam açık olan yapısı, sadece ikili zıtlıklarla dinamikleştirilmekte ve sarmal helezonik yayılma; toplumsal doğaya yansıtıldığında düz, çizgisel bir ilerleyişe indirgenmektedir. Diyalektik[…]

ÇIPLAK/YALIN DEMOKRASİ

Hiyerarşi ve demokrasi kavramlarının ayrışabilmesi ve toplumun, bu ikilinin cenderesinden çıkabilmesi, bu iki kavramı bir daha bir araya gelmeyecek biçimde birbirinden ayrıştıracak olan ölçütün doğru belirlenmesine bağlıdır. Bu ölçüt, toplumsal yaşamdaki temel hak ve özgürlüklerin, vicdanların ve toplumdaki barış ve hoşgörünün esas dinamiğini oluşturan doğal hayatın geliştirilmesinden hareketle belirlenebilir. Doğal[…]

HU DİYELİM GERÇEKLERİN DEMİNE. GERÇEKLERİN DEMİ, GÖNÜLLERDE GİZLİDİR

Cehaletin pençesine düşürdükleri yığınsal kalabalıkları, şekillendirilmek ve yönlendirilmek zalimlerin en büyük zevkidir. Kurnaz zalimler, büttün iğrenç zulümlerini bu yığınların arkasına sığınarak perdelerler. Bunun için yığınsal, şekilsiz kalabalıkların,çağlar boyunca evrim geçiren, şiddete ve güce tapan arınma ritüelleri, onlara yardım eder. Çünkü zalimler, geçmişten bugüne, ritüelleri işlemekte ustalaşmışlardır. Toplulukların ortaklaşma deneyim ve[…]

DEVLETÇİ DEMOKRASİLERDE SİYASETİN ÖZÜ

Bir zor aygıtı olarak devlet, tarih sahnesine yokken de, insanlar sorunlarını çözecek ve aralarındaki ilişkileri düzenleyecek, doğal bir yönetim tarzına, ahlâkına ve erkine sahiptiler. Bu yönetim; sade, yalın, gösterişsiz, ayrıcalıksız, doğal bir töre ve gelenekle sürdürülüyordu. Yönetenle yönetilenler arasında bir yabancılaşma yoktu. “Devlet nedir ki? Devlet dediğin benim, sensin..!” derken,[…]

SAF TEMSİLİYET, ÖZGÜR BİRLİKTELİK ve ÇIPLAK DEMOKRASİ

Demokrasi denilince akla devlet geliyorsa, devlet denilince de akla ilk olarak zor aygıtlarının tekelleşmesi geliyorsa, insanlığın aşması gereken bir “demokrasi sorunu” var demektir. Çünkü bir devlet biçimi olarak demokrasi; monarşik, oligarşik, aristokratik olmasa da, çok daha sinsi bir diktatörlük sistemidir ve daha da inceltilmiş bir otoriterlik içerir. Yıllarca “demir perde”[…]

TEMSİLİYET VE DOĞALLIK

İnsanların kendilerini “daha saygın ve dingin yurttaşlar” olarak kabul edebilmeleri; keskin kuralların, derin inşa ve tanımlanma süreçlerinin sonucunda gelişmiştir. Saygınlaşma rekabetinin, bu çarpık ve sapkın tanımlanma süreci, modern esaretin iradeleştirilmesidir. Bu süreç, insanların dünyayı nasıl görmeleri ve nasıl yaşamaları gerektiği konusunda, kendilerini sınırlamaları ve topyekûn kuşatılmalarıyla başlamıştır. Böylesi durumlarda, insanların[…]

İNSANLIĞIN DRAMI: TEMSİLİYET KRİZİ

Bir insanın, kendi kendisini temsil edebilme hakkı varken, bu hakkı bir başkasına vermesi ve kendisini onun aracılığıyla ifade etmesi, toplumsal ilişkilerde kalıcı izler bırakan bir kriz ve muazzam bir tatminsizlik doğurur. Zora dayalı hiyerarşiyle başlayan ve sahte demokrasi ile devam eden bu sürecin, insanlara kabul ettirilmesi kolay olmamıştır. Dolaylı temsiliyet[…]

ZORBA HİYERARŞİ KARŞISINDA, BARIŞÇIL VE ÇOĞULCU ŞURA HİYERARŞİSİ

Şura toplumu, şura hiyerarşilerinin yatay ağlarının adaletli bir özgürlükle birleştirildiği bir toplumdur. Şuralar, karşılıklı saygı ve sevgiye azami önem veren, çoğulcu, barışçı, haddi aşmayan bir sadelik içinde inşa edilir. Şuralar arasındaki işleyiş ve yapısallık, toplumdaki uyum ve dengenin korunmasına hizmet eden, stratejik bir önem arz eder. Şura hiyerarşileri oluşturulurken, entelektüel[…]