LÂNETİN ANASI, İHANET SANCISIDIR…

 

Sevenin ihaneti, sonu bilinmeyen ve kapanmayan en keskin acıdır. İhanet eden ve ihanet edilen, artık sonsuza dek acıyla keskinleşen tek kılıcın iki yanıdır. İhanet; kanar ve kanatır, kanadıkça, ‘keşke’si olmayan, geri dönülemeyen ve affedilmesi olanaksız bir hatanın, hatıralardan silinmeyen adıdır. İki gönlün derinliğinde baki kalır.

İhanettir, sıcacık iki yüreği kaskatı donduran, sonra parçalayıp kor ateşte kül eyleyen. Her ihanet, cehenneme atılan sevinç ve özlemin uçuşan külleridir. İhanet ateşine düşen ve ikrarını bozan her dönek, saf sevdanın yargısal korkusunu yüreğinde taşır.

İhanet eden de, edilen de insanlığın utancıdır. Utanç, ihanetlerle çoğalır ve yeryüzüne yayılır. Ölüm bile ihanetin acısını, utancını ve tarihini silemez. Yeryüzünde ihanetin hüznünden kaçılacak ve saklanacak bir yer yoktur.

Gönül yakan güzellikler, kanatan aldanışlara dönüştükçe, ihanetin yolu açılır. Anlatılamayan ve anlaşılamayan her söz, her bakış ve her dokunuş, ihanetin yol alışıdır. Hiç umulmayan yerde ve zamanda kimisi sinsi, kimisi haz ile kimisi de kalleşçe çalar ihanetin kapısını. Kapı açılır. İntikam hırsı, kıskançlık ateşi, kuşku ve vesvese her yere saçılır.

Biriken hüzün rüzgârları, bakmaya kıyamadığın güzelliği günaha çağırır. Özenerek bezediğin âşk, yetim kalır. Aşk; içten gelen heyecan ve coşkunun sadakatidir. Sevdayı biçen ihanetse; soğuk, sessiz ve karanlık bir derinliğin, lanetli çağrısıdır. İhanet vurgunu yiyen her yürek, zamana yenilmeyen ve iflah olmaz derin bir yara taşır. Lanetin anası, ihanet sancısıdır.

Aydın Mutlu Dinçoğul

10446465_1664930983724649_4554861098819136409_n

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir