İNSAN, HEM YAŞAMIYLA HEM DE ÖLÜM ANIYLA SINANIR.

İnsan hem yaşamıyla hem de ölüm anıyla sınanır. Hayat baştan sona çetin bir sınavdır. Ölüme karşı metin olmak, ölümü metanetle ve gülümseyerek karşılamak, en son sınavdır.

İnsanın ölümü, nasıl yaşadığının son nişanesidir.

Gerçeklerden kaçarak korkanlar, gerçeğin aşkıyla dolup taşanlarla, ölüme; aynı pencereden ve aynı ufuk çizgisinden bakamazlar. Zalimlerin kirli “onuru”, sadece kibir ve riyadır.
Oysa yiğit olup, verdikleri söze sadık kalanlar, yaşama gülümseyerek, el ele ve omuz omuza veda ederler.

Onlar için ölümü kucaklamak, yaşamı kucaklamak gibi öylesine yüce bir sevgi ve erdemli bir bağlılıktır. Bu yiğitlerin yaşamı da ölümü de, korkaklar için, lanetlenecek ve aslında kıskanılacak bir duruştur.

Alçaklar, ölümden korkmayan ve ve hayatın gerçeklerine sadık kalan bu nişanelerin, son bakışlarından kaçıp, sığınacak bir yer bulamazlar. Farklılıkların direniş tarihi, onların bilgelik ve kahramanlık destanlarıyla doludur.

Zalimlerse hayatı; zevk, sefa ve kaybedilecek maddi değerleri sahiplenmek olarak kavrayan sefil yalancılardır. Yalanları gerçek kılan bir mekanizmanın bağımlısı olan bu yılanlar, yeryüzünün nimetlerini kimseyle paylaşmak istemezler. Sanırlar ki bu zulüm çarkı, ezelden ebede işleyecek.

Halbuki ezelden ebede ulaşan sadece aşkla bağlı olan gönüllerdir. Söze sadık kalarak, kibir ve riyadan uzak duranlar, adaleti ve barışı yaşamlarında somutlaştırırlar.Onların ölümü de, saflaşıp billurlaşmış olan sevgi merhametten ibarettir…

Aydın Mutlu Dinçoğul

fft99_mf5863842

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir