İKTİDARIN ÇOKLU AĞI VE ÇOK YÖNLÜ ÖZGÜRLEŞME

Kadın ve erkek ayrıştırılır ve özsel niteliklerin belirlendiği ayrı sabit kategoriler olarak algılanırsa, kadın ve erkek, ikili bir karşıtlık gibi bir kutupsallaştırma içinde mutlaklaştırılır. Keskin farklılıklar ve benzersiz uçlar oluşturan bu zoraki mantık, toplumsal belleğin tarihinde onulmaz derin yaralar açar ve geri dönülmesi kaçınılmaz olan hataların oluşmasına neden olur.

Elbette hayatta ikili karşıtlıklar vardır ama bu ikili karşıtlıklar, tek başlarına bir anlam ifade etmezler ve onlar, ancak hayatın çoklu olasılıkları temelinden hayat bulurlar. İkili karşıtlıklar, tek başlarına hayatın karmaşık gelişimini açıklamakta yetersiz kalırlar. Onlara işlev kazandıracak ve anlamlı bir güç verecek olanın, çoklu bağlantıların kurulabildiği yaşamsal rizomatik ağın yayılışı olduğu unutulmamalıdır.

Uzun yıllar boyunca ikili karşıtlıklar temelinde yürüyen algılamalar, birbirini dışlayıcı ve uzlaşmaz, sabitleyici ve keskin tanımlamalar ve kategoriler olarak sunulmuş ve bu sayede zihnimizin kuramsal ve doğal gelişimine yüksek setler çekilmiştir. Hâlbuki tarihsel ve toplumsal tüm kategoriler, birbirini kökten dışlayan zıtlıklar temelinde durağanlaştırılıp, sabitlenen kategorilere mahkûm edilirse, toplumsal-tarihsel pratiğin akıcılığı ve geçişkenliği hiçbir zaman kavranılamaz ve gerçekliğin çok yönlü değişkenliği açıklanamaz. Bu nedenle çözümlenmek istenen gerçekliğin bir yönü hep eksik kalır.

Mutlaklaştırılacak tek olgu, toplumsal tarihsel sürecin rizomatik ağının, hiç umulmadık şekillerde beklentileri karşılayabilen ve engellenemez çok yönlü yayılışı ve değişim dinamiğinin çoklu kanallara açılışıdır. Bu anlamda bireylerin, toplumsal grup ve katmanların, iktidar karşısındaki direnişleri, gözardı edilemeyecek düzeyde çok yönlü farklı dinamiklerle beslenen özelliklere sahiptir. Toplumsal dinamiklerin iki kutuplu bir sığlığa indirgenmesi ve çoklu dinamiklerin bu ikili zıtlıklar arasındaki mücadeleye bağımlı kılınarak özgün dinamiklerinin törpülenmesi, kurnaz iktidarların işine gelir.

İktidar güçleri de son yüzyılda, hayatın değişim dinamiklerindeki rizomatik yayılmayı çok iyi çözümlemişlerdir. İktidarlar, sadece bireyi ve toplumu kısıtlayan, onları kendi belirlediği sınırlara mahkûm eden bir baskı ve zor aygıtı olma basitliğinden öteye geçmişlerdir. Zalim iktidarlar, çok yönlü bir ağ örgütlenmesi yaratarak, toplumsal yaşamı aşağıdan yukarı, yukarıdan aşağı, bütünüyle yeniden kurmakta ve bireylerin yaşamlarına her yönden müdahale ederek tüm ilişkilerini şekillendirmektedirler. Bu sayede iktidar kurucu güç ve kudretleri geçmişten çok daha fazla artmıştır.

Öyleyse temel sorun, özgürleşmek isteyen bireyin, iktidar kurucu ve kuşatıcı hiç bir ağ oluşumunun içine girmeme noktasında, sağlıklı bir irade ve bilinç geliştirmesidir. Bunun anlamı, insanların, yaşamları boyunca diğer insanlarla hiçbir iktidar ilişkisi kurmamaları ve kendi yaşamlarının iktidar tarafından kurulmasını engelleyecek bir birikime açılabilmeleri demektir. Hiç kimsenin, kimse üzerinde bir iktidar kurmaması nasıl mümkün olabilir? Bu pekâlâ mümkündür ve eğer bu başarılamazsa zaten yaşamın çok yönlü özgürleşmesi de asla mümkün olmayacaktır. Bu gerçekleştiğinde, gerçek bir değişim ve dönüşümden bahsetmek mümkündür. İktidarın ürünü olmaktan çıkan ve iktidar ilişkilerinden özgürleşmiş olan birey ve toplum, özgün dinamikleriyle gerçek anlamda değişim ve dönüşüme açılmış bir dünyanın giriş kapısını aralayabilir.

Herhangi bir iktidar ilişkisi ve otorite olmadan, bireyin ve toplumun özgürleşemeyeceğini savunan ve devletçi-hiyerarşik görüşlerden etkilenen kimi ‘sol’ anlayışların maskesi de işte tam bu noktada düşmektedir. Özgürleşmeyi bütün yönleriyle eksiksiz savunan ve özgür emeğin ortak tarihsel deneyimlerini biriktiren değişimci güçler, kadın özgürlüğünün bir erkek ve devlet otoritesi olmadan da var olabileceğini söylediğinde, tam da bu iktidar-birey ilişkilerindeki anti-otoriter ve anti-hiyerarşik dinamiğin değişim sürecinin ta en başından itibaren savunulması gerektiğini de söylemek zorundadırlar.

Aydın Mutlu Dinçoğul

1551743_404348559700745_1042999414_n

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir