HU DİYELİM GERÇEKLERİN DEMİNE. GERÇEKLERİN DEMİ, GÖNÜLLERDE GİZLİDİR

Cehaletin pençesine düşürdükleri yığınsal kalabalıkları, şekillendirilmek ve yönlendirilmek zalimlerin en büyük zevkidir. Kurnaz zalimler, büttün iğrenç zulümlerini bu yığınların arkasına sığınarak perdelerler. Bunun için yığınsal, şekilsiz kalabalıkların,çağlar boyunca evrim geçiren, şiddete ve güce tapan arınma ritüelleri, onlara yardım eder. Çünkü zalimler, geçmişten bugüne, ritüelleri işlemekte ustalaşmışlardır.

Toplulukların ortaklaşma deneyim ve dinamikleri; ortak inanç ritüelleri, kurban ve sunu törenleri ile başlamış ancak bu ortaklaşma dinamikleri, kurnazlıkla ve zorla dayatılan otoriteyi ve otoriter diktatörlükleri destekleme noktasına çekilerek, tam tersine bir sürece evrilmiştir. İlk topluluklar arasında, dolaysız dayanışma ve ihtiyaçların karşılıklı paylaşımı zemininde süren barışçıl süreç, topluluklarda yer alan bütün üyelerin, doğrudan dolaysız ve aracısız egemenliğine dayalıydı. Temsiliyet mekanizması, doğrudan birebir ve aracısızdı. Herhangi bir zümrenin veya şefin otoriter egemenliği söz konusu bile değildi. İnsanlar kendi hayatlarının tek sahibi oldukları gibi, topluluğun ortak çıkarlarının da birlikte sahibiydiler. Bireyle topluluk arasındaki ilişki, katı otoriter bir iktidar ilişkisi olmadığı gibi, bu ilişki sadece doğal zorunluluklarla sınırlıydı.

Şimdi bizlere çok romantik gelen bu ilk topluluklar, sevgi ve rıza toplumunun bilinçsiz de olsa ilk halleriydi. Ancak toplulukların ortak iradesini, kendi iradelerine bağımlı kılmaya çalışan zalimler, çoğunluğu ikna edebildikleri aşamada, topluluk içindeki bütün doğal ilişkileri, zora dayalı diktatörlük ilişkilerine çevirdiler.

Toplumun terörize edildiği, bu tersine çevrilme, türlü biçimlerde bugüne kadar devam etti. Topluluğun içindeki savaşçı gruplar, otoriterliğin tohumlarını taşıyorlardı ve onlar, şiddet/terör birliği kurarak, topluluğun üzerinde korkunç bir otorite kurmayı başardılar. Topluluğun bütün iç enerjisine ve yaşam sevincine, otoritelerinin sürekliliği adına, dolaysız olarak zorla el koydular.

Şu anda yeryüzünün birçok parçasında, insanların bu zalim aracıları devreden çıkarma iradesini kazandığını bir düşünün. Savaşın kaynaklandığı cehaletin çürütüldüğünü… İktidar ve otoritenin tekleşmediği, çoğullaşarak ve paylaşılarak eritildiği doğal toplumu… Aşk ile niyaz ettiğimiz insanlığın birliğini…

Sadece bir düşünün ve gönlünüzün kapısını, gerçeğin demini almasına izin verecek bir zamana açın. Güzelliğin çiçek açmasına, iyiliğin kucaklaşmasına yol verin. O zaman, zalimlerin tükenip yıkıldığı zaman yakınlaşacak ve adaletli bir özgürlükle, insanlık birliği zafere kavuşacak.

Aydın Mutlu Dinçoğul

12661984_559948594172666_5363629246353782069_n

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir