HANGİ DİN SOSYOLOJİSİ ?

Kapitalizmin şafağında doğan bilim tapınakçılığı, insanlığı uyuşturan tapınakçı dini yıkarak tahta geçmiştir. Otoriter iktidarların silahı olan dinin, ve dine dayalı yaşam tarzı ile hayat görüşünün, toplumsal hayattan çekilip gitmesi için insanlığı sorgulayan, eleştiren, yargılayan özgürlük bilincine ulaştırmak istemiştir. Ancak dini, egemenlikleri için yeniden şekillendirip, kullanmaktan çekinmeyen zalim güçler, bilimi de tapınakçılık zihniyetiyle, süregiden tarihsel zulümlerinin aracına dönüştürmüşlerdir.


Kapitalist bilim tapınaklarında, sosyoloji ve psikoloji de bir yönüyle dini, toplumsal hayattan ayrıştırmak için kurulmuştur.
Dinin, zulmedenlerin elinde işlenen formuna isyan etmemek olanaksızdır ve bu isyan haklıdır. Ancak peygamberlerin hayatı incelendiğinde gerçek dinin, esas olarak ezilenlerin, zulmedenlere karşı birlik ve beraberliklerini korudukları temel bir dayanak olarak güç kazandığı aşikârdır.

Bu anlamda hangi din, hangi Müslümanlık? diye sormak ve din sosyolojisi açısından, dinin toplumsal değişim ve dönüşümde kazandığı tarihsel olumlu rollere ışık tutmak gereklidir.
Böylece dinin; halklaşan ve özgürleştiren etik bir bilimle, bilimin de; dinin tarihsel diriliş ve uyanış gücünü doğru çözümlemesiyle, din ve bilimin karşılıklı birbirini kuvvetlendiren, karşılıklı birbirini özgürleştiren bir zorunluluk bağıyla  kavranması mümkün olacak ve din ile bilimin, toplumsal özgürleşme dinamiği içinde güç ve işlev kazanmaları söz konusu olacaktır. Aksi taktirde tapınakçı dinden, bilim tapınakçılığına savrulmak ve bu kısır döngünün içinde insanlığın yok edilmesine yol açmak kaçınılmazdır.

Aksi taktirde tapınakçı dinden, bilim tapınakçılığına savrulmak ve bu kısır döngünün içinde insanlığın yok edilmesine yol açmak kaçınılmazdır.

Bilim ve dinin, insanlık tarihi boyunca zalimler tarafından insanlığın birlik ve beraberliğine karşı kullanılma özelliği olduğu kadar, insanlığın ortak iyiliği ve ortak adalet için varolma özelliği de vardır. Sadece bu alanları, üstünlük ve ayrıcalık üreten, tahakküm ve zora dayalı hiyerarşi alanları olarak kurumsallaştırmamak ve aksine insanlığın ortak vicdanını korumak ve güçlendirmek için, birleşik bir dayanışma gücü haline getirmek zorunluluğu vardır. Din sosyolojisi ve psikolojisi de pekala bu alana yönelebilir.

Aydın Mutlu Dinçoğul

10584091_1717050311900864_1666259892207049927_n

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir