HALKIN GERÇEK YOLU HAKİKATİN YOLUDUR VE YALNIZCA HAKİKATİNDİR HÜKÜM

Anadolu mayasına aklı ve canıyla katkı sunan Simavne Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin, Börklüce Mustafa, Torlak Kemal ve cümle Anadolu Erenlerinin Yol Destanıdır.

 

 

 

Derler ki

‘Bizim gücümüz, sıradan insanların gücüne dayanır.

Ve bu insanlar için Hakikat,

Zafer neredeyse oradadır.’

 

Kim hile kattıysa terazinin darasına,

Kim söze yalan, emeğe ziyan kattıysa

Sanmayın ki gizlenir zalimlerin arasında

Zalimleri bağışlamak, cefadır yoksullara 

 

Öyleyse girelim, imkânsızı başarmak yoluna

Girelim, Hakk’ın paha biçilmez kervanına

Gönlümüzde insanlık ateşi

Gözlerimizde kardeşliğin sevinci

 

Biliriz çünkü biz, biliriz ve inanırız ki

Yalnız hakikatindir hüküm

Boynumuz kıldan ince, Hakikatin hükmüne

Zalime eğilmeyen o başlar

Yalnız Hakikate eğilir sessizce

 

Ve dünyayı emekleriyle bezeyenlerin Hakikati,

Çarpışır ezelden beri cümle kötülükle

Ceng meydanında, alnımıza yazılan hükmü

Deriz ki, ‘Biz yazdık eylemlerimizle’

 

“Zorbalığı sineye çekmeyin!” der, yüce buyruk,

Hakikatin buyruğudur bu, sınar insanları

Üç geçiş vardır, sonucu belirler:

Anlamak insanı, akan zamanı ve yaşanan mekânı

 

An gelir gelmez, tez girmek gerek gönüllere

Ve en uygun ilmikte çözüp, açıklamak Hakikatin sırlarını,

Mazlumların dilince

 

Kudret, Hakikatin sözündedir

Ve o hakikat ki, sadece erenlere gösterir kendini

Söz ise, duyurur erenlerin dilinden benliğini

İçinde bulunduğumuz zaman, eğer ki elden kaçmışsa

Yeni söz, ne zaman gelir?

Onu ancak yüce Hakikat bilir

Gayri söz, vakti kararı gelene kadar,

Giz bulutuna sarınmalıdır.

 

“Dede sultan” derler,

Aslı Börklüce Mustafa,

Ve Molla Kerim,

Bilimi ekmek teknesi görenler için,

Asi eşkiyadır, baş belasıdır her biri

Gülsümü, Hatça kadını,

Bacıyan-ı Rum yoldaşları,

Karaburun vadilerinde ortaklaştırırlar insanları.

 

Hakk’ın bir kısım kullarının seçilip,

Diğer kulların kaderlerine hükmetmelerine karşı

Torlak Kemal, çıktı Tire yaylasından

Çıktı ve topladı cümle ırgatları,

Bir ellerinde mala, bir ellerinde pala

Manisa’dan Yahudi Hayaffa usta ve beş yüz yoldaşı

Kibir ve riyayı silen, o ak saçlıları  

 

Dinlediler huşu içinde

Hayret ve hayranlıkla açıldı gönül gözleri

Ve hep birlikte,

“Bütün halklar ve inançlar birdir, kardeştir” dediler.

 

Yıllardan Bin dört yüz on beş.

Can koyduk biz bu yola kardeş.

Güttüğümüz kan değil, Hakk yoludur

Yoktur sözümüz kul hakkı yemeyene

Eğriye tok, doğruya aç insanlarla,

Kadını erkeği, genci, yaşlısıyla

Gönül verdik Akşemsettin’e.

 

Dülgerler, eğerciler, rençperler ve cümle emekçiler,

Hakikati, yüreklerinden akıllarına aksettirdiler.

Demirciler, örs üzerinde inip kalkan çekiçleriyle,

Şimdi ritim tutarlar cenge

Allah, ne kilisede, ne camide

Allahı, insanın yüreğinde, dercesine

 

3.

 

Asırlık bir çınar gibi sakindi,

Lakin;

Hakkın, hakikatin, adaletin sesini

Haykırmanın heyecanıyla

Taşkın ve coşkun bir ırmaktı yüce Bedreddin,

Tuna’nın külrengi sularından, indi Bulgar ellerine

İndi, gün ışığı sızdırmayan,

Deliorman denilen ağaç denizine,

Kayınlar, kızılağaçlar, köknarlarıyla, uyumu ve dengeyi

Arnavutu, Pomağı, Türkmeniyle, uşaklık yerine kardeşliği

Boyunduruk utancının yerine 

Özgürlüğü diriltmeye yeminliydi

Ve bunca yıllık emeğini, aklını birleştirdi

Ayırmadı hiçbirini

Abdallar, torlaklar ve ahilerle hep birlikte

Kendi özgürlüklerine karşı duydukları

O sinsi korkuyu yenmeye ant içirdi

Haykırdı bütün gücüyle

Ve sesi dağdan dağa yankılandı:

“Hakkın yolu, Hakikatin yoludur

Ve unutma yalnız hakikatindir hüküm.”

 

4.

 

Hakikat saati çaldı.

Vakt irişti.!       

Orta Asya’dan bu yana,

Yanık bozkır türküleri Türkmenlerin,

Ege adalarında bütün rüzgârlarla dost

Rum gemicilerin hasretlik türküleriyle karıştı.

Dağlardan kopup gelen Arnavutların

Ürperten savaş şarkıları,

Ermenilerin sevda şarkılarıyla buluştu.

Ve Zagora yaylarından yankılanan

Kıpçak düğün şarkıları,

Her yana savrulmuş Yahudilerin

Kederli ağıtlarına sarıldı.

 

Âdem’den beri gelir, bu kardeşlik zinciri

Lakin mülktür, mülkiyettir zulmün beşiği

Bir kez daha haset ve kibir, doldu düşman saflarına

İndirdi neşe ve muhabbet dolu zafer sevincini

Hiç biri, bir diğerini yitirmeden, birlik oldular

Ve doludizgin coştular, özgürlük şarkılarıyla

Yıkandılar, o sadakatle kenetlenmiş mutluluk denizinde

Düğüne ve bayrama gider gibi

Ttatlı bir esriklik içinde

Sanki rüzgârlara savrulan ak bulutlar gibi, ak pak giysilerle,

Koyunlarında gözü kara sevdaları, hayalleri ve umutları

Gözleri fütursuz ve kaygısız

Yalın kılıç girdiler hep birlikte cenge

Bu dünyada hiçbir şeyi ve hiç kimseyi kıskanmadan

Hiç kimseyi, yek diğerinden ayırmadan

Gittiler, düşü gerçek kılmaya

Gittiler, odağında merhametli insanların emeklerinin biriktiği

Kendi tarihlerini yazmaya

Ve rüya gibi bir kaderin aslına ulaşmaya

 

Belki de onlar için yalnızlık,

Yalnızca özgürlüğe soyunmaktı

Belki de aklın ve yüreğin birliği

Onlar için hakikatin tek bilgisiydi

Velhasıl evrenin birliğine ulaşmak için

Bilgiye ulaşan iki ayrı yol birleşti

Ve Ceng meydanında

Tensel ve ruhsal farklı iki dünya

Kucaklaştı bir anda

 

Hakikat erleri haykırdı, çınladı dağ taş

“Hakikat bizimle!.. Hakikat bizimle!..”

 

Parçalansın artık

İnsanlığı köleleştiren o koca yalan

Yücedir insan, bütün yaratılanlardan,

İnsan, yücedir yıldızlardan.

İstemeyiz ne bey, ne padişah, ne sultan

Biz hakikat güneşine değil,

Hakikat güneşi bize hükmeder

Güzelim dünyayı

Yalnız bu güneşin ışığı bezer

 

Bir “Söz” bıraktı bize Bedreddin

“Güneş doğarken kızıldır dostlar,

Sadece batarken sararır.

Yuvasına yılan giren şahine,

Daha o yuva haramdır.”

Bir de bıraktı “yol” ehlini

Canla başla, şefkatle,

Sürün benim izimi

Bir kez yenilsem bile

Umut ve kudretle

Sarıp sarmaladım yüreğinizi

İnsanları hakikatin adaletine çağıranlar değil

Allah’ın kullarını, kendi kullarına çevirenler

Sapmışlardır doğru yoldan

 

Sağır ve dilsiz bir gece,

Hüküm sürer şimdi kanlı dehlizlerde

Gelin görün ki, Zagora vadisinden

Serez ovasına,

İnce mi ince,

Umut ve kahır dolu bir yol gider

Kenetlenmiş yarenler değil,

Bu yolun taşlarını,

Yılan dilli münkir, münafıklar döşer

 

Değil mi ki bu düzen

Kölelik ve zulüm düzenidir

Ve kanlı fermanı asılmıştır boynumuza

O halde verin mührünüzü

Basalım bağrımıza.

Bu kez zafer zalimin olsa da

Sanma ki kalır ahı feryadımız boşlukta

Dinle bak.

Kadınlar, söylüyor ninnilerimi

Direnç çiçeklerimi kokluyor gençler

Yürekten bir yakarış, çınlıyor yine doruklarda

“Akdeniz Yakası Aydın Elleri,  Yetiş Dede Sultanım Yetiş”

 

5.

 

Maddi dünya bu,

Bir düşürür kedere, bir çıkarır neşeye,

Ama şimdi sen, kumruların, martıların şen çığlıklarını dinle

Bu yaşamın dansı,

Yaşamın sevinci değil de ne?

Değerini bilirse

Yaşanılası bir hayat sunuluyor herkese

Doğadadır tükenmeyen umut

Ve hakça paylaşım bir de

 

Denizlere zincir vuran,

Dağları deviren insanlık

Zamanla ve mekânla sınırlı insanlık,

Anla hakikati,

Her an değişen bir mucizedir o,

Gördüklerinin ötesine geçene

Anla, ömrüne ömür, anlama anlam yükleyen 

Ve ruhuna, yaşam sevinci üfleyen hakikati

Âlemde hakikati kavrayabilme yeteneği sende

O hakikat ki, kâinatın her zerresinde

Ve insan, o hakikatin bir zerresinden yaratılır.

Ve elbet bir gün insan,

Varlığı ve oluşu kavrayacak güce de ulaşır.

İyilikte ve bilgelikte mükemmellik arayışı

Kâmillikte buluşturur insanlığı.

 

Dostlar,

Onlar hayata hiç küsmediler,

Kimseyi hor görmediler.

En vazgeçilmez özellikleriydi,

Kaderlerini dostça birleştirmek

On binlerin yürek atışlarını,

Aklın yolunda bütünleştirmek

Bize miras kalan arzuları,

Arzumuzdur ezelden ebede

Hiçbir değer yok olmaz,

Kalsa da diyar-ı gurbet ellerde

 

Yalnızca bize ait olmayan

Ve her şeye ait olan hakikat için

Her birimizi ayrı ayrı kuşatıp saran

Yüce hakikat için

Sarıldık aşkla birbirimize.

Hakikati yaşamlarımızla hayata geçirmek üzere

Daldık kızıl kederlere

Ve dört bir yanda,

Kazıdık hakikati yüreklerimize.

Çünkü biz hakikate değil,

Hakikat hükmediyor bize.

Yaşamı gönülden gönüle bağlayan

İyilik ve bilgiyle

Er geç ulaşılır mutlak güzelliğe.

 

Aydın Mutlu Dinçoğul

 

1907376_788709727826360_3730161903453653367_n

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir