HAKİKATİN TEKLİĞİ, HAKİKATE ULAŞMANIN ÇOKLUĞU İLE ÇELİŞMEZ.

Kadınların düşünsel, duygusal ve toplumsal alanlarda ödünsüz özgürleşme istekleri, bugün hala dünyanın büyük bir bölümünde ete kemiğe bürünmüş değildir. Binlerce yıllık kölelik zincirlerinin kökten koparılması ve insanlığın doğal kodlarına dönmesiyle, insanlık er geç hakikatin doğal akışıyla buluşacaktır.

Hakikate ulaşmanın yolu çoğul olsa da insanlığın hakikati tektir. Hakikate, insanların ayrımlarını derinleştirerek, ayrımcılığa basarak ya da farklılıkları yok sayarak ulaşılamaz. İnsanların bir kısmını seçkin ve üstün sayarak ayırmak, onları baskın ve despot kılmak, hakikatin doğallığını inkâr etmektir. Ayrımcılığı kökten kaldırmak ve farklılıkları bir zenginlik, doğal uyum ve denge unsuru olarak görmek, toplumsal hayatın dinamiklerini barışçıl, akılcıl ve erdemli kılmak demektir. İnsanlar, birbirlerinin eksikliklerini tam bir doğallık ruhuyla, hiç garipsemeden tamamladıkça insanlaşırlar ve insanlık ailesinin bir ferdi olurlar. Bu hâl ve durum, insanlığın kendi fıtri hakikatiyle buluşmasıdır.

İnsanlığı, şiddet denizinde kana boğan erkek devlettir. Kadınlarsa, Amazonlar dönemi dışında, şiddete ve otoritenin tekleşmesine meyil verecek bir mücadele ekseni oluşturmadan barışın, sevginin ve merhametin dilini yüceltmişlerdir. Tabi bıyıklı kadın dediğimiz ve saldırgan devlet toplumunu yücelten istisnalar dışında…
Dünyaya, insanlık tarihi boyunca yön ve anlam veren insanlığı yücelten kadınlar saymakla bitmez ve her insanın kısacık hayatında, kadınlardan öğreneceği pek çok meziyet vardır.

Hakikatin, kadını erkeği olmaz. Hakikat, kendini kadına erkeğe göre bölmez. Hakikat, doğal bir bütünlük, uyum ve barış, sevgi ve merhamettir. İnsanlığın hakikati; herkesin herkese, her şeyin her şeye bir nebze gereksinim duyarak bağlandığı, eşsiz bir birleşme örgüsü, yardımlaşma ve paylaşım ağıdır. Hakikatiyle buluşan insanlıkta, yalnızlaştırma ve ayrımcılık duvarları yıkılır. Yalnız ve aşksız bırakılan, tek bir kadın ve erkek kalmaz. İnsanlık, en doğal tarz ve yöntemle aşkın bahçesine ulaşır. Bugün yalnızlığa mahkûm edilmiş sapkın insanlıktan çıkış yolumuz, insan olmanın yarısı olan kadınların kendi doğal varoluşlarıyla buluşmaları ve devletin erkekçi mantığını yıkmalarıyla açılacaktır. Erkekliğin toplumsal rol ve işlevinin; yapmacık, aldatıcı, baskın kılıfından sıyrılması ve kadın meziyetleriyle tamamlanmaya muhtaç oluşunun kabulü de buna dahildir. Alçakgönüllü ve sağduyulu bilinç, bunu gerektirir.

Geleceğin hakikat ve adalet toplumu, kadın ve erkeklerin birbirini asla ayrımcılığa tabi tutmadıkları, eşitler arası sorumluluk bilincini güçlendirdikleri, erdemli bir toplum olacaktır.

Aydın Mutlu Dinçoğul

12804667_1121715557880424_3852836833275399023_n

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir