SEÇİM SONRASI GELECEK GÜZEL GÜNLERİN ONURUNA

Seçimlerden sonra kurulacak hükümet, bir koalisyon hükümeti olacaktır. Bunun bir nedeni, artık yönetemez duruma düşen iktidara karşı; Kürtlerin, Alevilerin, ve demokratların büyük çoğunluğunun HDP çatısında birleşmesi ve baraj diye bir sorunun kalmamasıdır. HDP, bütün inançlardan, etnik kökenlerden ve farklı yaşam biçimlerinden insanların ve özellikle kadınların, gençlerin ve eko-sisteme yönelik kaygısı olanların, kendilerini özgürce ifade edebileceği bir çatı işlevi görebilir hale getirilmeseydi, elbette bu denli yüksek bir katılım olmayacak ve HDP, tekçi ve dar bir parti olarak kalacaktı. Bu anlamda HDP’de birleşen Alevi-Kızılbaşlara mezhepçi ve Kürtlere de milliyetçi denmesi, sosyolojik gerçekliğe yönelik zorlama bir yorum olacaktır. Çünkü partinin içinde Sünni Kürt ve Türkler, Süryaniler ve Ezidiler, Ateistler ve Deistler azımsanmayacak ölçüde vardır ve hiç birinin, yek diğeri üzerinde üstünlük ve ayrıcalık oluşturmasına, güç ve destek verileceği asla düşünülmemektedir. Bu kadar farklılığı, birbirine güven ve sadakat duyacak tarzda ortaklaştırmak, elbette azımsanmayacak bir başarıdır. Artık HDP’nin bundan sonra, kuzey Mezopotamya’ya sıkışmış küçük bir bölge partisi olarak kalma aşaması geçilmiştir. HDP oluşturduğu örnek deneyimlerle, Anadolu ve Ön Asya’ya yayılan bir dinamiğe ulaşmıştır. Bu nedenle IŞID çeteleri ve derin özel savaş birlikleri devreye sokulmuş, özgürlük, barış ve adalet isteyen her taşın altında bir “bit yeniği” aranmaya başlanmıştır.

Seçimlerden sonra kurulacak olan koalisyon hükümetinin büyük olasılıkla AKP-CHP ya da AKP-MHP koalisyonu olarak şekilleneceği aşikârdır. AKP kurmayları kendilerinin olmadığı bir hükümetin kurulmasını sonuna kadar engelleyeceklerdir. AKP, seçilen 258 milletvekilinin 100’e yakınını değiştirmiş ve listeyi, saraya tam bağlılık içinde olanlarla tahkim etmiştir. AKP bu hamleyi, gelecek kongreden çıkacak sonuçlara göre; A.Gül, B. Arınç, A. Şener, Haşim Kılıç ve diğer olası muhalefet kesimlerinin yeni bir muhafazakâr parti kurarak kendisini bölmesini boşa çıkarmak için yapmıştır. Küresel kapitalist güçlerin, rayından çıkan AKP’yi tasfiye planı, kapitalizmin farklı iç dinamikleriyle buluşmakta, yıpranan ve yozlaşan AKP’nin yerine, yeni bir varyantı tasarlanmaktadır. Bu yeni oluşumun, adı dışında zihinsel pek farklılığı yoktur fakat oluşumun kamuoyunda farklı algılanması noktasında; yolsuzluğa bulaşmamış, küresel hırsları olmayan, daha ılımlı bir kesim tarafından oluşturulması için bir hassasiyet gösterilmeye çalışılmaktadır. Kapitalist kriz koşullarında bunun inandırıcılığı şüphelidir. Yine de birçok cemaatin bu oluşuma katılabilmesi için çalışmalar yürütülmektedir.Bu yeni oluşumun, adı dışında zihinsel pek farklılığı yoktur. Fakat oluşumun kamuoyunda farklı algılanması noktasında; yolsuzluğa bulaşmamış, küresel hırsları olmayan, daha ılımlı bir kesim tarafından oluşturulması için ciddi bir hassasiyet gösterilmeye çalışılmaktadır. Kapitalist kriz koşullarında bunun inandırıcılığı şüphelidir. AKP’de 2001 krizi döneminde sistemin soluk boruları tıkanınca yeni bir umuttur diyerek kurulan bir partiydi. Yine de siyasal ve ekonomik krize alternatif olabilmesi için birçok cemaatin bu oluşuma katılabilmesi noktasında çalışmalar yürütülmektedir.

Öte yandan 1 Kasım’dan sonra MHP-CHP koalisyonu için 276 milletvekili sayısına ulaşılması olanaksızdır. Bu koalisyon HDP’nin desteğine muhtaç kalacak farktır. Bu desteği MHP benimsemediğinden dolayı, bir azınlık hükümetinin kurabilmesi de zordur. AKP, MHP ile koalisyon kurmak istemekte fakat sarayın çekincelerini de korumak istemektedir. CHP ise daha yumuşak ve ılımlı durmakta ve koalisyon şartlarını kısmen yumuşatarak, buna hazır olduğunu ima etmektedir. Eğer MHP, kırmızıçizgilerini esnetmezse AKP, istemiye istemiye CHP ile bir koalisyon hükümeti kuracak, fakat büyük olasılıkla bu hükümette, en fazla iki yıl sonra seçime gitmek zorunda kalacaktır. Çünkü hem Kürt sorunun çözümü noktasında, hem de Orta Doğu’dan Anadolu’ya yansıyacak büyük çatışmanın engellenmesi noktasında, hükümet kanatları birbirinden çok farklı düşünmektedir.

Tarihin, insanlığı çözüm üretecek bir güce ulaştırdığı anlar enderdir. Resmi tarih, genellikle zalimlerin yarattığı kaos ve katliamlarla, egemenlerin belirlediği bir rotaya göre yol alır. Bütün bilimler ve inançlar üzerinde tekel kuran egemenler, tarih ve iktisat, sosyoloji ve psikoloji vb. birçok bilimi yedeklemişler ve bu bilimleri, zalim iktidarlarının basit bir aracına dönüştürmüşlerdir. Bu anlamda iktidar üreten bir bilim yerine, özgürlük ve barış üreten bir bilimi savunan her inançlı ve vicdanlı insan, iktidarın elinde yoğrulan bilime, medyaya ve eğitime kanmamalı ve siyasal tercihini zulmün karşısında konumlandırmalıdır. Dolayısıyla öteki tarihin özneleri olan mazlumların, zulme karşı ittifaklarını güçlendirmeleri kaçınılmazdır.

Nihayetinde mazlumların ve ezilenlerin özgürlük ve barış yolunu kapatılmamak üzere açmak isteyen yegâne güç HDP’dir ve diğer partiler, mevcut kapitalist sistemi rehabilite etmeye çalışmaktadır. HDP’nin bir umut ve seçenek olarak sosyolojik varlığını yayarak geliştirmesi, sistem içi partiler için büyük bir sorun teşkil etmektedir. MHP, kirli savaşı derinleştirmekten kaçınmayacak, CHP ise bu konuda demokratik hukuk sistemini geliştirerek, öncelemek isteyecek ve demokratikleşme ile Kürt sorununu, daha yumuşak bir zemine ve zamana çekerek, daha ılımlı bir bakışla çözebilmeye çalışacaktır. CHP’nin, ulusalcı dilini; olumlu antiemperyalist bir dinamik olma sınırında koruması doğaldır. Ancak bu dili, tekleştirici ve devletçi bir zihniyetten arındırması; toplumcu, evrensel ve enternasyonalist bir dile dönüştürmesi gereklidir. CHP, bu açmaz nedeniyle güçlü bir sosyal demokrat parti olma noktasında, siyasal merkeze yerleşmekte zorlanmaktadır. Ayrıca CHP’den kısa vadede bu dönüşümü istemenin, bir dayatma ve hayal olduğu da söylenebilir.

Sonuç olarak mazlumların ittifak ettiği demokratik direniş birliği; bunca baskıya, gözaltı, tutuklama ve katliamlara rağmen güçlü bir umut olarak, gelecek günleri ülkemiz için çetin ve onurlu mücadele günlerine dönüştürme iradesindedir. Zulme tamamen son verme iradesindeki demokratik direnme güçleri, farklı hükümet olasılıklarına göre, saflarını ve mevzilerini daha da güçlendirip sıklaştırmaya devam edecektir. Güzellik direnmektir. Hayat, zulme karşı direnerek güzelleşir.

Aydın Mutlu Dinçoğul

 

12187849_1048781591840488_9209719198750612004_n

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir