ROMA VE ÇİN HİYERARŞİLERİNİN, TARİHSEL DEĞİŞİM DİNAMİKLERİNDEKİ FARKLILAŞMALAR

Gelenekselleşmiş gibi görünen paradigmaların sistematik sorgulanmasında, uzun dönemli bir tarihsel bakış gereklidir. İdeolojik ve kültürel “Büyük anlatılar” oluşturan egemen hiyerarşik devletlerin doğrusal ve tekleştiren paradigmalarına karşın, toplumsal hayat; yerel ve ayrıksı, sarmal ve çoğulcu, özgün dinamiklere açılan ve rastlantısal olan yönelimleri tercih etmektedir. Toplumsal hayatı reçetelendirmek ve kalıplaştırmak, basit ve[…]

Küresel Şirketlerin, Askeri Kapitalist ‘Gösteri Demokrasisi’

  Kapitalizm, dünyadaki her şeyi istediği gibi kullanabileceği bir nesne haline dönüştüren ve insanların, ahlâksız yıkımın doruğuna çıkartıldığı, lâkin zulmü yapanların kurnazca gizlendiği, en çarpık ve kaotik sistemdir. Kapitalist sistemde, insanların kendi belirledikleri bir çalışma hayatına özgürce sahip olmaları ve kendi özgür emekleriyle bir ürün üretmeleri ve böylece ürettiklerine yabancılaşmamaları,[…]

ÇIPLAK/YALIN DEMOKRASİ

Hiyerarşi ve demokrasi kavramlarının ayrışabilmesi ve toplumun, bu ikilinin cenderesinden çıkabilmesi, bu iki kavramı bir daha bir araya gelmeyecek biçimde birbirinden ayrıştıracak olan ölçütün doğru belirlenmesine bağlıdır. Bu ölçüt, toplumsal yaşamdaki temel hak ve özgürlüklerin, vicdanların ve toplumdaki barış ve hoşgörünün esas dinamiğini oluşturan doğal hayatın geliştirilmesinden hareketle belirlenebilir. Doğal[…]

DEVLETÇİ DEMOKRASİLERDE SİYASETİN ÖZÜ

Bir zor aygıtı olarak devlet, tarih sahnesine yokken de, insanlar sorunlarını çözecek ve aralarındaki ilişkileri düzenleyecek, doğal bir yönetim tarzına, ahlâkına ve erkine sahiptiler. Bu yönetim; sade, yalın, gösterişsiz, ayrıcalıksız, doğal bir töre ve gelenekle sürdürülüyordu. Yönetenle yönetilenler arasında bir yabancılaşma yoktu. “Devlet nedir ki? Devlet dediğin benim, sensin..!” derken,[…]

SAF TEMSİLİYET, ÖZGÜR BİRLİKTELİK ve ÇIPLAK DEMOKRASİ

Demokrasi denilince akla devlet geliyorsa, devlet denilince de akla ilk olarak zor aygıtlarının tekelleşmesi geliyorsa, insanlığın aşması gereken bir “demokrasi sorunu” var demektir. Çünkü bir devlet biçimi olarak demokrasi; monarşik, oligarşik, aristokratik olmasa da, çok daha sinsi bir diktatörlük sistemidir ve daha da inceltilmiş bir otoriterlik içerir. Yıllarca “demir perde”[…]

DOĞAL ANAYASA

İnsanlar rekabet etmez değil, eder, tartışmaz hatta dövüşmez değil, tartışır ve dövüşür. Ancak bunun bir nezaketi, edebi ve erkânı, bir hukuku ve hukukun da bir sınırı vardır.  Yıldıran, çıldırtan, yıkıcı rekabeti, eşitler arası sorumluluk bilincine dönüştüren doğal sözleşmeler olması gereken anayasalar, tarihte ilk olarak peygamberlerin hayatında somutlaşmıştır. Medine Sözleşmesi bunlardan[…]

ZORBA İKTİDAR, DOĞAL İKTİDAR VE ASLİ MÜSLÜMANLAR

İktidar kurucu güçler, bilimsel bilgiyi ve yaratıcılığı, sanat ve kültürü, zorba iktidar alanlarına hapsedip, tekellerine alarak iktidarlarını yükselttiler. Bilgiyi, ortak toplumsal bellekte gönüllülük ekseninde yoğrulan, ahlaki ve vicdani içeriğinden soyutladılar. Yani bilginin; vicdanla ve ahlakla olan içsel ve özsel bağını kopardılar. Bilginin üretilmesinde ve ortaklaşmasında, toplumsal ortak iyilikle olan ahlaki[…]

“UYGARLIĞIN” BARBARLIĞI

Kendimi bildim bileli, birileri hep birilerine, barbar veya vahşi dedi. Birilerinin de kendilerini her zaman “uygar” olarak göstermek istediğini hissediyordum. İnsandaki yıkıcılığın ve vahşetin tarihi, uygarlaşma diyemeyeceğim, ama bir çarpıklaşma/yabancılaşma süreciyle başlamıştır. İnsanlar, kendilerine uygulanan şiddetten bahsetmeyi hiç unutmazlar ama sıra çevrelerinde yabancı/öteki saydıkları insanlara uyguladıkları şiddete gelince, hep bunu[…]

ZORBA İKTİDAR VE DOĞAL İKTİDAR

İktidar kurucu güçler, bilimsel bilgiyi ve yaratıcılığı, sanat ve kültürü hapsedip, tekellerine alarak iktidarlarını yükselttiler. Bilgiyi, ahlaki içeriğinden koparıp, bilginin ahlakla olan iç içeliğine ve bilginin, ahlaki uyumuna son verdiler. Güneşin, hiç ayırmadan bütün canlılığa güç ve hayat vermesi gibi, adalet ve özgürlük ışığı veren, maddi ve manevi tüm toplumsal[…]

ÇOKLU KÜLTÜR VE ZORA DAYALI İKTİDAR

              İnsanlığın çeşitli aşamalardan geçerek nasıl sürekli bir ‘gelişme ve ilerleme’ gösterdiğini, maddi/nesnel yasalara dayanarak savunan evrimci, pozitivist tezler; kültürün değişen belli yönlerine dikkat çeker. Ancak bu tezler, zora dayalı iktidarlaşmanın her değişimle birlikte yeniden kalıplaşan bürokratik ve teknik gelişme ve yöntemsel hakimiyet yönlerine[…]