YERSİZ YURTSUZLAŞMA, MOLER ve MOLEKÜLER KUTUPLAR

Hegelciliği, psikanalizin klasik bilinçdışı kuramını ve yapısalcılığı aşan “yersiz yurtsuzlaşma” (*) kavramı; özgürlük sosyolojisinde, çok dilli ve çok kültürlü yaşamsal evrimi ve iç çelişkilerden beslenen değişimleri açıklar. Ayrıca öznenin/bireyin inşasındaki kaçış çizgilerinin önemini vurgulayan bir özelliğe sahiptir. Her insanın hayat çizgileri, aynı zamanda o insanın özgün bireyselleşmesini oluşturan davranışları ve[…]

KAPİTALİZM DİNİ VE ÖZGÜRLEŞME

Küresel kapitalizmin, network şirket kültüründen feyz alarak yer yüzünde yukardan aşağıya çok yönlü inşa ettiği network/ağsı iktidarı, ulus-üstü örgütlenmelere yol açmıştır. İnsanlık varlığını savunabilmek için bu ahtapota açık bir karşılık vermek durumunda kalmış ve küreselleşmeye karşı büyük bir mücadele başlatmıştır. Aşağıdan örülen bu küresel direniş hattında, sahip çıkmamız gerekenler, zora[…]

ÖZYÖNETİM, DEMOKRASİ VE FARKLILIKLARIN BİRLİĞİ

“Demos”/Halk kavramının bileşenleri yani halkın içinde görülen sınıf ve katmanlar, tarihsel süreç içinde sosyolojik olarak sürekli değişmiştir. Örneğin kentli burjuvazi, ‘soylu’ hanedanların doğuştan gelen ayrıcalıklarını kırmak ve babadan oğula geçen bütün ayrıcalıkları ortadan kaldırmak için ‘eşitlik, adalet ve özgürlük’ şiarıyla, yola çıkmıştı. Bu şiarla, feodal aristokrasiye ve monarşiye karşı çıktığında,[…]

DOĞAL YAŞAMIN DİRİ KALMASI, ŞİMDİKİ AN İÇİNDE İNSANLIĞI DİRİ TUTAN VİCDANLARIMIZI ÖZGÜRLEŞTİRMEMİZ SAYESİNDE MÜMKÜNDÜR.

Vicdanı ölen bir toplum; sefil, düşkün ve yok olmaya mahkum, bir toplumdur. Bu toplumlarda yaşayanların bazıları, yaşayanlardan çok ölmüş olanlardan ibarettir. Çünkü vicdansızdırlar ya da vicdansız ve umursamaz kılınarak, boyun eğmişlerdir. Yaşayanlar, vicdanı özgür olanlardır. Geçmişini yakalarından düşüremeyen hayatlar, gelecek hayatları da dondururlar. Ölenlerle çoğalmak ne kadar acı vericidir. Dürüstlerin[…]

SIKIŞTIRILMIŞ ÖZNELLİK

  Eğer katıksız bir megaloman değilseniz, düşüncelerinizin eksiksiz bir sistematik içerdiğini iddia edemezsiniz. Fakat tüm özgürlüklerin bağımsız ve adanmış bir savunucusu iseniz, tiranlara ve firavunlara, özneyi her taraftan kıskaca alan ve belirlemek için zor kullanan, bütün doğa dışı kurallara karşı çıkarak, mevcut “doğru” bilginin sınırlarını zorlamaktan asla vazgeçmezsiniz. Kendi doğrularınızı[…]

KAMUSAL AKLIN, KUTLU ÖZGÜRLÜĞÜ

Nedir şu ikide bir karşımıza çıkan kamuoyu ya da herkesin, kamuoyu deyince bilincinde canlanan ortak bir fikir var mıdır, varsa nedir? Nasıl oluşur bu kamuoyu? Kamusal alan, eşit koşullarda özgür bir iradeyle düşünce alışverişinde bulunulan özerk bir alan mıdır, yoksa hileli yönlendirme ve komploların çatışma alanı mıdır? Toplumun farkılıklarının birbirine[…]

İNSANIN KENDİSİ DE BİR MUCİZEDİR…!

Her can yürek taşır ve akıl sahibidir. Yaşamı boyunca, bu dünyaya gelişine bir anlam vermeye çalışır. Biçime takılmadan, hayatın özünü kavramak ve hayatın her canlıya hakkını veren bir birliğe bağlı olduğunu anlamak kolay değildir. Kendisinden farklı olana ” sakat, deli, aciz” gözüyle bakmak ve onu kucaklamamak, insanlığın kamil kültüründe yeri[…]

ÖZGÜR YURTTAŞLIK ÜZERİNE; DOĞRUYU HAK BİL, HAKK’I DOĞRU BİL.

Antik Yunan’da yurttaş olabilmenin ön koşulu; özgür, mülk ve servet sahibi bir erkek olmaktı. Kadınlar, köleler, zanaatkârlar ve ticaret erbabı, yurttaş sayılmaz ve siyasal karar alma mekanizmasına katılamazlardı. Dolayısıyla kamusal alan, bu dışlanmaların sonucunda seçkinlerce şekillendirilmişti. Hâlbuki yurttaşlık, salt hukuki ve siyasal bir durum olmaktan öte, toplumsal eşitlik idealiyle birlikte[…]

“OTORİTER DOĞA” ve ÖZGÜRLÜĞÜN “DOĞASI”

Zora dayalı hiyerarşi ve tahakküm, toplumsal tarihte özgürlüğü parçalayıp sınırlayan ve toplumsal ilişkilerde doğal olan özgürlüğün içselleşmesinin karşısında konumlanan, dayatmacı bir oluşumdur. Özgürlük, toplumsal tarihin başlangıcında en somut, en belirgin ve en doğal olan temel olgudur. Toplumu canlı tutan ve ona yaşam veren bir enerjidir. Özgürlüğün sevgi ile kaynaştığı başlangıçtaki[…]