ÂŞKINDIR, ZAHMET-İ HİKMET

 

 

 

 

 

ÂŞKINDIR, ZAHMET-İ HİKMET

Çıktım dağların kuytularına
Hava ayaz mı ayaz
Minnettir gönlümde sızlayan
Eylerim aşka niyaz
Eser keder rüzgârları
Yer gök bembeyaz
Düştüğüm ateşi aşktır
Sevdikçe sakınılan ahdü aman
Işık ışığa akar, yürek yüreği yakar
Ne mahrem kalır içimde, ne bir kâr

Aktığım ışıkta, geldiğim yer kaybolur
Gittiğim yol, ufukta uzayan ulu yoldur
Azapla geçerim sır kapılarını
Biriktirir hakikat, gönül damlalarını

Saçının her telinde yüklüdür bin gam
Uçar gibi geçer zaman
Serabî çöllerde mecnûn eyler beni
Koştukça peşinde, aciz bırakır hakikat
Kesilir soluk, kırılır kol kanat
Gönül yükü, kuş tüyüdür aşığa
Gariplerin sarılan gönül yarası
Bahr-i ummânda çözülen esrar

Ey kerameti güzel dost
Söyle bana, koynunda ne saklarsın
Gözlerinde açılan kırlangıç kanatları
Hangi narin gönüle konarsın
Kadim çağlardan akan o bakışlar
Doruklardan çağlayan ırmaklarla akar
Gelip, yüreğimden kanatlanır
Bağrımda yuvalanan azad kuşlar

Konuşmadan anlaştık, duymadan duyduk
Görmeden gördük seninle
Tek heyecan sensin gayrı içimde
Derdim de dermanım da sen

Ey yarenliği güzel dost
Susuz bıraktın çölde
Garip kaldım gurbette
Ne güzel cefalarla harmanladın aşkı
Sızısını duyduğum, narin bir inilti var içimde
Nice çağlardan akıp, umudu sarmalayan
Aşkın gül nefesi kokar tatlı dilimde
Seni bulma zahmetim, ne güzel bir hikmettir
Gönül ile muhabbetin, bahar gibi rengârenktir

Aydın Mutlu Dinçoğul

12342451_1659997087551372_7071807811246474195_n

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir