AMAZONLARIN DESTANI

AMAZONLARIN DESTANI

Amazonlar nice kentler kurdular Anadolu’da ve Anadolu, toplumsal bir mücadele geleneği bırakan Amazonların yaşam enerjileriyle dolup taştı. Anadolu’ya gelen her halk, Amazonların özgür ruhundan bir nefes, bir cesaret aldı.
Onlar, kentler kuran ve kentleri savunan ilk kadın savunma güçleriydi. Onlar, Anadolu’nun dağlarında ve kıyı şeridinde derin izler ve anılar bırakarak, özgür kadınların baş eğmeyen, en dinamik ve sebatkâr güçleri olmaları sıfatıyla, tarihe adlarını yazdırmış vefakâr bir halktı. Belki de Karadeniz kadınlarının, dik başlı ve isyankâr oluşlarının bir nedeni de, Amazonların bıraktığı genetik ve sosyolojik mirastır.
Kadim halkların kaynaştığı Anadolu, borçlu bıraktı bizi Amazonlara. Aşk dolu destanlar yazdı onlar ve adaletli bir özgürlüğün kılıcı oldular. Bayraklının yıkık surları ve Amazon Kraliçesi Smyrna’nın kayıp limanı, anımsattı geçerken insanlık dramını.

1.

İsterim ki bir Amazon
Vursun gene gürzünü
Erkekliğin sahte cennetine
Ve bir daha ilham vermesin
Mızrakların ucundaki kan
Azgın cehennem zebanilerine

Mademki iki cinsin, eşit koşullarda yaşaması
Unutturulmak istenir
Ve kadınlık bir kusur gibi işlenir
O halde çekilsin onurun kılıcı, zalimlerin boynuna
Sarılsın öfkenin kırbacı, kul hakkı yiyenin kursağına

Bundan gayri onlar
Şan ve şehveti bir yana bırakıp
Özgürlüğün onurunu yücelttiler
Kimse, hiç kimsenin adına karar vermesin
Ve “Son bulsun artık zulmün efendiliği” dediler

Kırları kucaklayıp geldiler
Her birisi bir dağ çiçeği
Güzellikleri buluştu ezgilerde
Harman olup dillendi.
Amazonların duygulu tınıları
Zalimlerin rüyasını titretti.
Doğanın bereketli kucağında
Yeni kentler yüceldi.
Ve her kurulan kentle
Dalga dalga yayıldı, kadınlığın direnci
Her asırda bir başka kudret çıktı hışımla
Dedi “ Bir Amazon dirildi bedenimde
Erkeğin aklı ermez ki bu işe”

2.

Onlar Amazonlardır
Kıvılcımlar yakan altın saçlarıyla
Zalimlerin boynuna kement atan
Ve Amazonlardır, dosta düşmana,
Yaşanılası gerçeğin ilk yasasını hatırlatan
Derki o yasa “Sadece adaletli özgürlüktür,
Ortaklaşan özgürlüktür insan için tek kutsal olan”

Bakın Amazonlar nasıl da taşıyorlar
Rüzgârın hışmında, coşkun ırmakların yaralarını
Ve bebelerinin gözlerinde hiç sönmeyen umutlarını

Asla yüksünmeden, fütursuzca sarıyorlar
Omuz omuza dövüştükleri mazlum halkların davalarını
Ve bir nakkaş edasıyla işlenen özgürlükleri
Kaplıyor ateş, yağmur ve bulutlarla sevişen
Yeşil dağların yalçın doruklarını

Yıldırım gibi çakan naraları
Gökyüzünü karartan oklarıyla
Doludizgin sevdalı atları
Merhametsiz bir ustalıkla savrulan kılıçlarıyla
Ve rüzgârla yarışan saçları
Geniş omuzlarıyla
Uçurum gibi vadileri yara yara
Erkek tarihinin kara yapraklarına
Sütleri gibi ak, ruhları gibi pak
Sözleri yıldızlardan parlak
Coşkun köpüklü Terme nehri kadar berrak (*)
Yalın bir destan sundular

Ve yürekleri avuçlarında
Halkların gönül sofrasında
Özgürlüğe sınırsız bir sevdayla
Bölüştüler ömürlerini, canları pahasına

Cehennem ateşinde kurulur sunaklar
İnsanları adak yapar
Köleliği kutsayan o uydurma, zalim, erkekçi tanrılar

Dünyayı cennet kılmak varken
Burçlara asılan kadınların başıdır
Sunaklardan sızıp akan kan, bakirelerin kanıdır.
Cennetin tahtı için insanları savaştıran
Herakles ve İskender, onları iyi tanır.
Troya’nın surlarında
Zalim oğlu zalimlerin kesip astığı
Amazonların ışık saçan saçları dalgalanır.

3.

Hiç benzemez ki bu destan,
Erkekliğin yırtıp yırtıp yazdığı
Gösteriş ve ihtişam dolu, içi kof destanlara
Çünkü yok bu destanda ne bir yalan, ne bir yılan
Çünkü bu destan, insanın yüreğini kasıp kavuran
Gözlerini umut ve sevinçle dolduran
Ve bedeli, ömürlerle sınanan
Yalnızca yaşayarak savunulan, yalın bir destan

Ah nedir, Amazonların dağları aşan çığlıklarını,
Tarihin ötesinden gönlümüze kenetleyen
Zamanın akan ruhuna hükmedip, bizi bize ekleyen
Onlar ki sarsılmaz ortak iyinin doğal adaletini
Narin ruhlarımıza nakşettiler
Ve onlar ki gerçeğin hükmünü
Her insanın gönlünü yakan bir kandil kılıp
Toplumsal vicdanı dirilttiler

Hala sızlayan bir yara var
Kanıyor içimizde
Dağlardan ovalara yankılanan
Lirik bir türküdür dillerimizde
O dinmeyen sevinç çığlıkları hala belleğimizde

Aslan yelesi saçlar, yalın kılıç atlılar
Nal ve kemik seslerine karışan o şarkılar
Ve unutulmaz bir rüyadır Amazonlar
Yaşayan öykülerimizde

Amazonlardan bize kalan her hatıra
Alnımıza kazınan bir yazıdır, silinmez
Hiç kimse gönlünden akan bu sızıyı gizleyemez
Hala kulaklarımızda çınlayan
Ölümsüz Amazonların keskin feryatlarıdır
Ve dimdik bakan o gözlerin ışığı
Engin gökyüzünde alıcı kuşların çığrışmaları
Ve kanat çırpışlarıdır

4.

Özgürlükle coşkun bir arzudur
O güzelim dünyada var olan
Ne gizli bir sır, ne kapalı bir kapı var
Her şey apaçık, her şey ayan beyan
Her destanda unutulsa da bir yan
Unutulmaz Amazonlarda
Bedeli canla ödenen hiçbir an
Ah nedir, Amazonlardan bugüne kalan
Ufukta hiç sönmeyen deniz fenerleri gibi yanan

Akan kan, aynı kan.
Bu Kan, gene de insan kalmaya
Sonsuz bir muhabbetle inanan
Sabrı güzel insanların kanıdır
Terme’yi kızıla boyayan Amazon kanı
Ezelden beri, can bedeli yazılan
Tavizsiz gerçeğin hasıdır
Ve insancıl yüreğiyle insan olan her insan
Akan kana değil, niçin ve neden aktığına bakmalıdır.

Yaşamı sevdayla;
Nehirler, dağlar, ormanlar ve rüzgârlar gibi
Özgürce yaşamak arzusuyla yaşayan
Her Amazonun ruhundan
Ilık ılık ruhumuza akan
Bu tarihi kan
Asırlara tutunan direncin şavkıdır

Amazonların tavizsiz bakışları
Her hatırlandığında
Sızlayan ve yeniden tutuşan ıstırap
Onur dolu mirasımızdır

5.

Onlar ki, şahin kanatlarıyla, ormanın gözü
Ve özgürlük içinde akan nehirlerin
Doğal vicdani tanrıçalarıydılar
Özgür dağların ulaşılmaz doruklarında
Engin ve eşsiz yüreklerine
Koca bir dünyayı sığdırdılar
Gözlerinde şafak aydınlığı
Fırtına gibi esen atları
Ve aşkın cesaretleriyle
Cümle azabı biçen
Unutulmaz bir ezgi bıraktılar

Ruhumuzda yankılanan aşk ve umut
Onların hatırasıdır
Ve hala ormanın ve nehirlerin dostu olan
O kadınların rengârenk yemenileri
Ölümüne süren her sevdanın
Ve tavizsiz her kavganın
Cefakâr bir merhametle kaynaşmasıdır

Arkalarında yalana ve talana karşı
Kanla yıkanmış bir tarih
Ve ağıtlarla yankılanan topraklar bırakan
Bu kadınlara ağlamamalı
Sadece düşlerine düşler
Onurlarına onur
Ve ezgilerine ezgi katmalı

15 Ekim 2009 – İzmir’den İstanbul’a yol alırken

Aydın Mutlu Dinçoğul 
_________________________
(*) Terme Nehri: Samsun’a bağlı Terme ilçesine adını veren nehirdir. Yunanca adıyla Thermodon Nehridir. Bu nehrin ağzındaki, güzel bir burnun üzerine Amazonlar başkentleri Themiserya’yı yani bugünkü Terme’yi kurmuşlardı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir